Kerkük İl Meclisi’nin toplantısından sadece birkaç dakika, bir yıl sekiz ay süren çekişme ve anlaşmazlıkları sona erdirmeye yetti. Bu kriz, aslında Bağdat’taki Reşid Oteli’nde yapılan benzer bir toplantının birkaç dakikasında başlamıştı.
20 ay (614 gün) süren boykot, mahkeme süreçleri ve medyatik çekişmelerin ardından, il meclisini felç noktasına getiren bu süreçten sonra, dün gece (16 Nisan) meclis, 16 üyeden 14’ünün katılımıyla (Kürdistan Demokrat Partisi olmadan) yürütme erkinin en üst makamını değiştirmek üzere toplandı; Kerkük için yeni bir vali seçildi.
Bu değişiklik sadece valilikle sınırlı kalmadı; bazı idari görevleri de kapsadı ve il meclisindeki boş koltuklar dolduruldu. Daha önce Reşid Oteli’ndeki süreci reddeden taraflar, artık “gayrimeşru” olarak gördükleri yönetimin önemli bir parçası haline geldi.
Fark şu: Kürtler, “Reşid meşruiyeti” üzerinden yedi yıllık bekleyişin ardından valilik makamını geri aldı; Türkmenler ise aynı meşruiyet üzerinden tarihi bir hayali gerçekleştirdi ve yüz yıl sonra valilik koltuğuna oturdu. Ancak bu sürecin sonu değil; aynı “meşruiyet” çerçevesinde Kerkük yeni bir değişim sürecinin eşiğinde ve bunun gelecek yılın başında gerçekleşmesi bekleniyor.
Reşid’in ateşine su döküldü
Dün gece geç saatlerde yapılan ve sadece KDP’nin katılmadığı Kerkük İl Meclisi toplantısı, Reşid Oteli’nden başlayan siyasi çekişmenin son noktası oldu.
Kerkük yerel yönetimi, 10 Ağustos 2024’te Bağdat’taki Reşid Oteli’nde kuruldu. Toplantıya KYB’den beş üye, Kiyade listesinden iki üye, Aruba listesinden bir üye ve Hristiyan kotasından bir üye katıldı; toplamda 16 üyeden 9’u hazır bulundu.
Ancak diğer 7 üye (Arap Koalisyonu’ndan üç, KDP’den iki ve Türkmen Cephesi’nden iki üye) bu sürece katılmadı, muhalefette kaldı, boykot etti ve yargı yoluna başvurdu.
Kerkük İl Meclisi Başkanı Muhammed Hafız, 16 Nisan gecesi yaptığı basın toplantısında, görev değişiminin bölgesel koşullar ve gerginlikler nedeniyle geciktiğini, şimdi atılan adımın ise Kerkük’te ortaklığı güçlendirmek amacı taşıdığını söyledi.
İdari ve federal mahkemeler, 2024 sonu ve 2025 başında yapılan itirazların çoğunu reddetti. İtiraz edenler arasında eski vali ve Arap Koalisyonu lideri Rakan Said Cuburi ile dönemin Türkmen Cephesi Başkanı Hasan Turan da vardı. Gerekçeleri, Bağdat’taki toplantının kendilerinden habersiz yapılması ve Rebwar Taha’nın vali olarak seçilmesiydi.
Bu istikrarsızlık devam etti; meclis toplantıları boykot edildi. Son aylarda bazı üyeler farklı gerekçelerle meclise dönse de, muhaliflerin medya üzerinden yürüttüğü mücadele sürdü.
Arap kotasından meclis üyesi Zaher Enver Asi, geçen yıl Eylül ayında yaptığı açıklamada, siyasi anlaşmaya göre 2026’dan itibaren valilik makamının Türkmenlere, ardından Araplara geçeceğini belirtmişti. Bu değişim, aralarında Kays el-Hazali’nin de bulunduğu bazı siyasi aktörler tarafından garanti altına alındı.
Valilik Türkmenlere geçecek, sonra Araplara
Geçen yılın sonlarından itibaren gerginlikler azalmaya başladı. Özellikle Irak Parlamentosu’nun altıncı dönem seçimleri öncesinde, 2026 başında görev değişimi yeniden gündeme geldi. Bu süreçte Türkmenler, yıllardır talep ettikleri valilik için açık bir şekilde isteklerini dile getirdi.
Türkmen Cephesi’nden meclis üyesi Sevsen Abdulvahid, başından beri bu anlaşmanın bir parçası olduklarını ve valiliğin Türkmenlere verileceğinin kendilerine bildirildiğini söyledi.
KYB de bu yıl Nisan ayında, cumhurbaşkanlığı tartışmaları sırasında, valilik makamının Türkmenlere devredilmesini kabul etti.
Rebwar Taha, Ağustos 2024’te valilik görevini devraldığında, meclis ciddi bir kriz içindeydi. Görev dağılımı konusunda büyük anlaşmazlıklar vardı ve yerel hükümetin kurulması için aylarca süren görüşmeler yapılmıştı. Bu süreçte Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani de baskı yapan aktörler arasındaydı.
Taha’nın görevden ayrılması da kendisine göre kolay olmadı:
“Benim iradem dışında gelişen bir durum oldu, bu görevde kalamam,” dedi.
Son seçimlerde 90 binden fazla oy almasına rağmen parlamentoya gitmeyen Taha, Bağdat’taki başka bir görevi de reddettiğini ve Kerkük’te kalmayı tercih ettiğini belirtti.
“Valilikten ayrılıp birinci vali yardımcısı olmak benim için zor,” dedi ve bundan sonra kararların vali ile yardımcılarının ortak mutabakatıyla alınacağını ifade etti.
Aynı gün, 2024’te Türkmen kotasından seçilen vali yardımcısı Yavuz Hamid de istifa ettiğini açıkladı ve görevini Kürtlere bırakmak istediğini belirtti.
Gece yapılan toplantıda, Rebwar Taha’nın istifası kabul edildi ve kendisi birinci vali yardımcısı olarak seçildi. Muhammed Semaan vali seçildi. Ayrıca KYB’den Neşet Şahvez meclis başkan yardımcısı oldu. Yine KYB’den Avesta Muhammed, Kerkük merkez kaymakamı olarak atandı. Adnan Hüseyin Dakuk kaymakamı oldu. Aware Ahmed ise Karahecîr nahiyesi müdürü olarak görevlendirildi. Bunun yanında vali yardımcıları, danışmanlar ve diğer bazı görevler de KYB’ye verildi.
Yeni vali Muhammed Semaan, ilk açıklamasında Türkmenlerin 102 yıl sonra bu göreve ulaştığını söyledi ve sadece belirli bir kesimi değil tüm Kerkük halkını temsil edeceğine söz verdi. Kerkük’te Türkmen kökenli son vali 1924 yılında görev yapan Fethah Paşa idi.
Arap kotasından meclis üyesi Raad Salih ise bu değişimin Araplar için olumsuz olduğunu belirterek, bu makamın Araplardan “bedelsiz” alındığını savundu.
Rebwar Taha’nın görevden ayrılması gibi, Muhammed Semaan’ı da benzer bir süreç bekliyor. Aynı anlaşmaya göre belirli bir süre görev yapacak ve ardından valilik başka bir bileşene devredilecek. Bu değişimin yıl sonu ya da gelecek yıl başında gerçekleşmesi bekleniyor.
Meclis başkanına göre, sonraki aşamada valilik Arap bir adaya verilecek ve bu kişi 2027’de yapılması planlanan yeni il meclisi seçimlerine kadar görevde kalacak.
Bundan sonra “gerçek” bir il meclisi olacak
Dün geceki toplantıda, 20 ay boyunca boykot nedeniyle boş kalan koltukların büyük kısmı doldu. Sadece KDP toplantıyı boykot etti ve bunun sadece siyasi değil, önceki duruşlarının devamı olduğunu açıkladı.
Boykot eden ve yönetime katılan taraflar, anlaşmazlıklar nedeniyle görevlerini etkin şekilde yerine getiremedi. Bu durum özellikle denetim ve idari atamalarda aksamalara yol açtı.
Türkmen Cephesi üyesi Ahmed Remzi, bir yıl önce boykotu bıraktığında, boykotun sadece boykot edenlere zarar verdiğini söylemişti.
Bugün tablo tamamen değişmiş durumda. 16 üyeli meclis, uzun süre 9’a karşı 7 şeklinde iki blok halinde bölünmüştü. Bu denge zamanla değişti ve son olarak sadece KDP’nin iki üyesi ile bir Arap üye boykotu sürdürdü.
Eski vali Rakan Said Cuburi de 800 gün sonra meclise dönerek, valiliğin Türkmenlere verilmesi yönünde oy kullandı.
Meclis iç tüzüğüne göre, bir üye dört toplantıya üst üste ya da dört ay içinde toplam dört toplantıya mazeretsiz katılmazsa görevden düşürülmelidir; ancak bu kural uygulanmadı.
Meclis Başkanı Muhammed Hafız, KDP’ye tekrar çağrı yaparak meclise dönmelerini istedi ve bundan sonra “gerçek bir meclis” göreceklerini söyledi.
Kerkük’te güç paylaşımının tarihi
Kerkük’te yönetim ve görev paylaşımı konusundaki anlaşmazlıkların uzun bir geçmişi var. Bu nedenle 2005’te yapılan il meclisi seçimlerinden sonra uzun süre seçim yapılmadı ve ancak 2023’te yeniden seçim gerçekleştirildi.
Kerkük’te yönetim, seçim sonuçlarından bağımsız olarak tüm bileşenlerin temsilini garanti altına alacak şekilde paylaştırılıyor. Bu sistem, 2018 tarihli il meclisi seçim yasasının 35. maddesinde yer alıyor.
Baas rejimi döneminde yönetim ağırlıklı olarak Arapların elindeydi. 2003’ten sonra ise 2017’ye kadar Kürtler valilik görevini yürüttü. Daha sonra bu görev Araplara geçti ve Rakan Said Cuburi tarafından yürütüldü. 2024’te tekrar bir Kürt aday (Rebwar Taha) vali oldu ve şimdi görev Türkmenlere geçti.
2005 sonrası ilk vali Kürtlerden Abdulrahman Mustafa idi. 2011’de yine Kürtlerden Necmeddin Kerim vali seçildi ve altı yıl sonra Irak Parlamentosu kararıyla görevden alındı.
2003 sonrası, Celal Talabani’nin girişimiyle, Kerkük’te idari görevler %32 Kürt, %32 Arap, %32 Türkmen ve %4 Hristiyan şeklinde paylaştırıldı. Bu anlaşma 2009’da il meclisinde kabul edildi, ancak alt düzey görevlere tam olarak yansımadı.
Nüfusu 2 milyonun üzerinde olan Kerkük, Irak merkezi hükümeti ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasında ihtilaflı bir bölgedir. Statüsünün belirlenmesi, anayasanın 140. maddesi kapsamında normalleşme, nüfus sayımı ve referandum aşamalarını içeren bir süreçle çözülecektir.