Kerkük Valisi Muhammed Saman ile Birinci Vali Yardımcısı Rebwar Taha arasında yaşanan anlaşmazlık, valilik makamının boşalması durumunu açıkça düzenleyen bir yasal hükmün bulunmaması nedeniyle büyüyor. Siyasi ve idari makamlar ise valilik görevinin geleceğini belirleyecek resmî prosedürlerin uygulanmasını bekliyor.
Tartışma, Saman’ın 15 Ekim 2026 Perşembe günü Ali el-Zeidi hükümetinde Devlet Bakanı olarak yemin etmesinin ardından başladı. Saman’ın bakan olarak atanmasından sonra Birinci Vali Yardımcısı Rebwar Taha, Kerkük’te ortaya çıktığını belirttiği idari boşluğu gerekçe göstererek valilik görevlerini vekâleten yürütmeye başladığını açıkladı.
Anlaşmazlığın merkezinde ise Saman’ın valilik görevinden resmen istifa etmemiş olması bulunuyor. Bu durum, Saman’ın hukuken hâlâ vali sayılıp sayılmadığı ve Taha’nın valilik görevlerini geçici olarak üstlenme yetkisinin bulunup bulunmadığı konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Hukuk ne öngörüyor?
Bölgeye Bağlı Olmayan Valilikler Yasası’nın 2008 tarihli ve 21 sayılı, değişikliklerle birlikte yürürlükte bulunan 28. maddesi, valinin sağlık nedenleriyle üç aydan uzun süre görevini yerine getirememesi durumunu düzenliyor.
Bu durumda vali emekliye ayrılıyor ve İl Meclisi, yasal prosedürlere uygun şekilde yeni bir vali seçiyor. Yeni vali seçilene kadar ise birinci vali yardımcısı valinin görevlerini üstleniyor.
Ancak bu hüküm yalnızca sağlık nedeniyle görev yapamama durumunu kapsıyor. İstifa, ölüm, görevden alınma veya hukuki ehliyetin kaybedilmesi gibi valilik makamının boşalmasına yol açabilecek diğer durumları açıkça düzenlemiyor.
Yasanın 7. maddesinin yedinci fıkrasının birinci bendine göre ise İl Meclisi’nin ilk oturumundan itibaren 30 gün içinde vali seçilmesi gerekiyor.
Bununla birlikte, beklenmedik bir şekilde valilik makamının boşalması durumunda bu hükmün nasıl uygulanacağı da yeni sorular doğuruyor. Özellikle yeni vali seçilene kadar valiliği kimin yönetmeye yetkili olduğu konusu belirsizliğini koruyor.
Dolayısıyla tüm olası senaryoları kapsayan açık bir yasal düzenlemenin bulunmaması, mevcut hukuki belirsizliğin temel nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Kerkük’te üst düzey makamların dağılımı da kentin karmaşık siyasi ve etnik dengesini yansıtıyor. Mevcut vali Türkmen, iki vali yardımcısından biri Kürt, diğeri ise Arap.
Valiliğe bağlı dört ilçenin ikisinde kaymakam Kürt: Kerkük Merkez ve Dakuk. Havice ve Dibis ilçelerinin kaymakamları ise Arap.
Hükümet dairelerindeki üst düzey görevlerin dağılımında da büyük ölçüde kentin üç ana topluluğu arasındaki denge gözetiliyor.
Kerkük’ün yerleşik topluluklarından biri olan Hristiyanlar ise üst düzey idari görevlerde diğer topluluklara kıyasla oldukça sınırlı bir temsile sahip.
İki taraf neden anlaşamıyor?
Kerkük İl Meclisi içinden bir kaynak KirkukNow’a yaptığı açıklamada, bazı meclis üyelerinin Saman’ın anayasal olarak bakanlık görevine yemin etmesiyle birlikte valilik makamının boşaldığı görüşünde olduğunu söyledi.
Bu görüşün temelinde, bakanlık makamının valilikten daha üst bir statüye sahip olduğu değerlendirmesi bulunuyor. Valinin resmî statüsü ise bakan yardımcısı düzeyine eşdeğer kabul ediliyor.
Kaynak, siyasi anlaşmalar nedeniyle hemen harekete geçilemediğini ve İl Meclisi’nin yeni bir vali seçme sürecini başlatmadan önce Saman’ın resmî istifasını vermesini beklediğini belirtti.
Kerkük Valiliği yönetiminden farklı bir kaynak ise KirkukNow’a yaptığı açıklamada, Saman’ın istifasını sunmadığı için hukuken hâlâ tanınan vali olduğunu savundu.
Aynı kaynak, siyasi bir uzlaşmaya varılana kadar başbakanın Saman’a valiliği yönetme sorumluluğu verebileceğini de öne sürdü.
Ancak böyle bir yorumun geçerli olabilmesi için başbakanın federal bir bakana bir vilayeti yönetme görevi verme yetkisini açıkça ortaya koyan bir yasal dayanağın bulunması gerekiyor. Yalnızca makamların resmî statüleri arasındaki fark, tek başına böyle bir yetki oluşturmaz.
Kerkük’te güç dağılımı son birkaç on yılda önemli ölçüde değişti.
Baas rejimi döneminde üst düzey idari makamlar büyük ölçüde Arapların elindeydi ve yöneticiler seçimle değil atama yoluyla göreve getiriliyordu.
2003 sonrasında ise 2017 yılına kadar vilayetin en üst yürütme makamı Kürtlerin elinde kaldı.
Daha sonra Vali Yardımcısı Rakan Said el-Cuburi’nin görevi üstlenmesiyle valilik yeniden Araplara geçti.
2024 yılında ise Rebwar Taha’nın vali olarak atanmasıyla makam yeniden Kürtlerin eline geçti.
Valilik şu anda Türkmen bir yetkilinin yönetiminde bulunuyor.
Üç olası aday gündemde
Valilik makamına ilişkin tartışmalar sürerken, KirkukNow’a aktarılan bilgilere göre Saman’ın yerine geçebilecek üç Türkmen isim gündeme geldi.
Bunlar:
- Irak Türkmen Cephesi (ITC) Siyasi Büro üyesi Mardin Kokkaya,
- Kerkük İl Meclisi üyesi Ahmed Ramzi Köprülü,
- Irak Türkmen Cephesi’nin Kerkük şube başkanı Kahtan el-Vindavi.
Ancak bu isimlerin gündeme gelmesine rağmen henüz valilik görevini üstlenmek üzere resmen herhangi bir aday belirlenmiş değil.
Vali makamından gelen görüntü tartışmayı daha da büyüttü
Tartışma, Taha’nın valilik görevlerini vekâleten üstlendiğini açıklamasının ardından daha da yoğunlaştı.
Saman ise kısa süre sonra Kerkük Valiliği binasının içinden, özellikle de vali makamında çekilmiş bir fotoğrafını yayımladı.
Taha, pazar günü düzenlediği basın toplantısında Kerkük’te bir idari boşluk yaşandığını söyleyerek kendi konumunu açıklamıştı.
Taha, vatandaşların idari işlemlerinin kesintiye uğramamasını sağlamak amacıyla valilik görevlerini vekâleten yürüttüğünü vurguladı.
Saman’ın, Devlet Bakanı olarak yemin etmesinden yalnızca birkaç gün sonra valilik binasında görüntülenmesi, vilayeti şu anda kimin yönetme yetkisine sahip olduğu konusundaki anlaşmazlığa yeni bir boyut ekledi.
2,3 milyondan fazla nüfusa sahip olan, çok etnikli ve petrol zengini Kerkük, Irak’ın siyasi açıdan en hassas bölgelerinden biri olmayı sürdürüyor.
Kerkük, Bağdat’taki federal hükümet ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) arasında ihtilaflı bölgelerden biri.
Kerkük’ün statüsünün çözümü için anayasal çerçeveyi oluşturan temel düzenleme ise Anayasa’nın 140. maddesi. Madde üç aşamalı bir süreç öngörüyor: normalleştirme, nüfus sayımı ve referandum.
Siyasi anlaşmalar ve valiliğin geleceği
ITC lideri olan Saman, 17 Nisan’da valilik görevine başladı. Saman, Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ile Taqaddum olarak bilinen İlerleme Partisi arasındaki siyasi anlaşma kapsamında Rebwar Taha’nın yerine geçti.
Aynı anlaşma kapsamında valilik makamının daha sonra bir Arap adaya devredilmesi öngörülüyor. Bu değişimin bu yılın sonlarına doğru veya gelecek yılın başlarında gerçekleşmesi bekleniyor.
Bu anlaşmanın zamanlaması ve uygulanma biçimi, valilik makamı üzerindeki müzakereleri daha da etkileyebilir.
Ancak mevcut anlaşmazlığın acil konusu, mevcut valinin hukuki statüsü ve valilik görevlerini kimin yürütme yetkisine sahip olduğu.
Sonuç olarak tartışmanın çözümü, resmî idari işlemlerin yapılmasını ve ilgili yasal hükümlerin açık biçimde yorumlanmasını gerektiriyor.
Temel sorular şunlar;
Saman’ın bakan olarak atanması valilik görevini sürdürmesini hukuken etkiliyor mu?
Valilik görevine son verilmesi için hangi prosedürlerin uygulanması gerekiyor?
Taha’nın valilik görevlerini vekâleten yürütmesi için yeterli yasal dayanağı var mı?
Bu sorular resmî olarak açıklığa kavuşturuluncaya kadar Kerkük valiliğinin geleceği belirsizliğini koruyacak. Makam, bir yandan farklı hukuki yorumların, diğer yandan da vilayetteki güç dağılımını belirleyen siyasi anlaşmaların arasında kalmış durumda.