"Toplumun yarısının haklarını ihlal eden yasaya karşıyım"

Çok eşliliğe karşı çıktı, "dine hakaret"le suçlandı

Ema (Bizim) İnsani Gelişim Örgütü Başkanı Bahar Ali

Ferman Sadık

 Kadın hakları aktivisti Bahar Ali'nin telefonu 14 Temmuz'da çaldı. Arayan kişi, Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil'deki bir polis merkezinden bir görevliydi. Kendisine derhal karakola gelmesi gerektiği bildirildi. Karakola vardığında ise mahkeme kararı doğrultusunda gözaltına alınması gerektiği söylendi.

Gözaltı Temmuz 2026'da gerçekleşmiş olsa da dava dosyası 2024 yılına dayanıyor. O yıl Bahar Ali, 25 dakika süren bir televizyon programında yaptığı açıklamalarda Kürdistan Bölgesi'nde çok eşliliğe getirilen yasal kısıtlamaları desteklediğini ifade etmişti.

Bugün ise o açıklamalar, İslam'a ve onun kutsal değerlerine hakaret ettiği iddiasıyla açılan ceza davasının temelini oluşturuyor.

Erbil'de yaşayan kadın hakları savunucusu ve Ema (Bizim) İnsani Gelişim Örgütü Başkanı Bahar Ali, yıllardır kadın hakları için mücadele ediyor. Ancak yakın zamanda  kamuoyuna yaptığı açıklamalar nedeniyle açılan davalar sebebiyle polis merkezleri ile mahkeme salonları arasında gidip geliyor.

Davanın başlangıcı

Haziran 2024'te üç Kürt avukat, Kürdistan Bölgesi Kişisel Statü Kanunu'nda çok eşliliği sınırlayan maddelerin iptali istemiyle Irak Federal Yüksek Mahkemesi'ne dava açtı. Dava, Kürdistan İslami Birlik Partisi (Yekgırtû) Liderlik Konseyi üyesi İsmail Hurmali adına sunuldu.

İtiraz edilen hükümler, Kürdistan Parlamentosu'nun 2008 yılında Irak'ın 1959 tarihli ve 188 sayılı Kişisel Statü Kanunu'nda yaptığı değişikliklerden kaynaklanıyor. Bu değişikliklere göre ikinci bir evlilik yapmak isteyen bir erkek, bunu sınırsız biçimde gerçekleştiremiyor; bunun yerine çeşitli yasal şartları yerine getirmek zorunda kalıyor.

Davayı açan avukatlardan Aso Haşim, bu kısıtlamaların Kürt nüfusunun Arap toplumlarına kıyasla daha yavaş artmasına neden olduğunu savundu.

Ayrıca şu iddiada bulundu:

"Çok eşliliğin sınırlandırılması,kadına yönelik şiddetin artmasına, evlilik içi sadakatsizliğe ve evlilik dışı ilişkilerin yaygınlaşmasına katkıda bulunmuştur."

Davadan birkaç gün sonra Rûdaw televizyonu Bahar Ali ile Aso Haşim'in katıldığı bir tartışma programı yayınladı.

Program sırasında Haşim, Kürdistan Bölgesi'ndeki düzenlemelerin İslam hukukuna aykırı olduğunu çünkü İslam'ın çok eşliliğe izin verdiğini savundu.

Ardından Bahar Ali'ye şu soruyu yöneltti:

"İslam şeriatına karşı mısınız?"

Ali şu cevabı verdi:

"Ben toplumun yarısının haklarını ihlal eden bir yasaya karşıyım."

Daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu dini metin bin 500 yıl önce ortaya konuldu. Toplum, bugüne kadar kaydedilen bütün ilerlemelere rağmen geriye götürülemez."

Bu açıklamalar daha sonra din adamı Molla Mezher Horasani'nin yaptığı suç duyurusunun temelini oluşturdu. Horasani, Bahar Ali'yi İslam'a hakaret etmekle suçladı.

Horasani, çok sayıda destekçisiyle birlikte Erbil Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu.

Aso Haşim de grupla birlikteydi. Ancak kendisi, yalnızca Horasani'nin avukatı olarak bulunduğunu, şikâyetçiler arasında şahsen yer almadığını söyledi.

Hukuki başvuru reddedildi, ceza davası devam ediyor

Temmuz 2024'te Irak Federal Yüksek Mahkemesi, Kürdistan Bölgesi'nin çok eşliliğe ilişkin kısıtlamalarının iptali talebini reddetti.

Mahkeme, davacıların İsmail Hurmali'nin bu düzenlemeler nedeniyle herhangi bir hukuki zarara uğradığını ispatlayamadıklarına hükmetti.

Ancak Bahar Ali hakkında açılan ceza soruşturması devam etti.

Aso Haşim, davalarının Irak Anayasası'nın 2. maddesine dayandığını savundu. Bu maddeye göre İslam devletin resmi dinidir ve yasamanın temel kaynaklarından biridir.

Hukuk danışmanı Remziye Cebari ise Aso Haşim'in çok eşliliğe getirilen sınırlamaların kadına yönelik şiddeti veya evlilikte sadakatsizliği artırdığı yönündeki iddialarını reddetti.

Cebari'ye göre ikinci bir eş almak isteyen birçok erkek, Kürdistan Bölgesi mahkemelerinden izin almak yerine Kerkük gibi federal hükümetin kontrolündeki bölgelere giderek farklı hukuki prosedürlerden yararlanmayı tercih ediyor.

Kürdistan Bölgesi Kişisel Statü Kanunu'na göre ikinci evlilik ancak mahkeme izniyle mümkündür ve yalnızca belirli şartlarda kabul edilir. Bunlar arasında ilk eşin rızası veya kısırlık ya da hastalık gibi tıbbi gerekçeler bulunmaktadır.

Irak Anayasası'nın 2. maddesi aynı zamanda hiçbir yasanın demokratik ilkelere aykırı olamayacağını ve Anayasa tarafından güvence altına alınan hak ve özgürlükleri ihlal edemeyeceğini de belirtmektedir.

KirkukNow'un ulaştığı İsmail Hurmali ise konuyla ilgili konuşmayı reddetti ve sadece bunun ailevi bir mesele olduğunu söylemekle yetindi.

Önceden bildirim yapılmadan gözaltı

12 Temmuz'da Bahar Ali'nin katılmadığı bir duruşma yapıldı ve mahkeme hakkında yakalama kararı çıkardı.

Ali, ne kendisinin ne de avukatının duruşma veya mahkeme kararı hakkında herhangi bir bildirim almadığını söylüyor.

Şöyle konuştu:

"Erbil dışında bulunuyordum ve duruşmaya katılamadım. Ne bana ne de avukatıma mahkemeden herhangi bir resmi tebligat ulaştı."

İki gün sonra polis kendisini arayarak karakola gelmesini istedi.

Karakola vardığında polis memurları, mahkeme kararı gereğince kendisini gözaltına alıp hâkimin huzuruna çıkarmak zorunda olduklarını söylediler.

Ali, gözaltı haberinin kendisinden önce başkalarına ulaştığını düşündüğünü söyledi.

"İnsanlar adliyede basın toplantısı düzenliyordu. Görünüşe göre herkes bunu benden önce öğrenmişti."

Buna rağmen polislerin kendisine saygılı davrandığını belirtti.

Yaklaşık üç saat gözaltında tutulduktan sonra kefaletle serbest bırakıldı ve yargılaması devam ediyor.

"Ben yasayı savundum, dine hakaret etmedim"

Bahar Ali yöneltilen suçlamaları reddediyor.

Şöyle diyor:

"Söylediklerimde suç duyurusunu gerektirecek hiçbir şey yoktu. Ben sadece Kürdistan Parlamentosu'nun 2008 yılında kabul ettiği yasayı savunuyordum."

Ali, şikâyetçilerin baskısının savcılığın davayı sürdürme kararında etkili olduğuna inanıyor.

Ali hakkında Irak Ceza Kanunu'nun 372. maddesi kapsamında dava açıldı. Bu madde, dini inançlara, kutsal sembollere veya dini topluluklarca kutsal kabul edilen şahsiyetlere hakaret edilmesini suç olarak düzenlemektedir.

Molla Mezher Horasani daha önce de kadın hakları örgütlerini ve kadın aktivistleri sert biçimde eleştirmişti. Bir televizyon programında bazı kadın aktivistleri "dinozorlar" olarak nitelendirmiş, ayrıca çeşitli hukuki anlaşmazlıklarda da taraf olmuştu.

KirkukNow, Horasani'nin görüşünü almak için defalarca kendisine ulaştı. WhatsApp üzerinden soruları aldığını doğrulamasına rağmen herhangi bir yanıt vermedi.

Bu arada Bahar Ali de, düzenledikleri basın toplantısında kendi örgütünü "ahlaki yozlaşmayı teşvik etmekle" suçlayan açıklamalar nedeniyle Molla Mezher Horasani ve Aso Haşim hakkında ayrı bir dava açtı.

Bu dava da hâlen mahkemede görülmeye devam ediyor.

Kadın hakları savunucuları geri adım atmıyor

Bahar Ali, dine hakaret suçlamasıyla yargılanıyor olsa da, bugüne kadar savunduğu tek şeyin çok eşliliği düzenleyen mevcut yasanın korunması olduğunu vurguluyor.

Ona göre bu dava, Kürdistan Bölgesi'nde kadın hakları savunucularının karşı karşıya kaldığı daha geniş kapsamlı sorunların bir yansımasıdır.

Şöyle diyor:

"Kürdistan'da kadın mücadelesinin tarihi her zaman büyük zorluklarla dolu olmuştur. Ancak kadınlar hiçbir zaman zor zamanlarda geri adım atmamıştır."

8 Mart Ağı'nın desteğiyle faaliyet gösteren Kadın Ağı Koalisyonu, Avukatlar Kurulu, Ortak Sivil Toplum Ağı ve çok sayıda kadın hakları aktivisti de Bahar Ali ile dayanışma amacıyla ortak bir açıklama yayımladı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Bu tür hukuki baskılar ve yıldırma girişimleri kadın hareketini zayıflatmayacak, aksine adalet mücadelesini sürdürme konusundaki kararlılığını daha da güçlendirecektir."

  • FB
  • Instagram
  • Twitter
  • YT