Bahar aylarında yetişen ve özellikle gıda olarak tüketilen yabani bitkiler, vatandaşların yaygın ve bilim dışı toplama yöntemleri nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bazı botanik uzmanları, gelecek yıllarda kenger (gundelia), kereng, ışkın (yabani ravent) ve benzeri bitkilerde ciddi kayıplar yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Bir saha araştırmasına göre, kenger, kereng (cardoon) ve ışkın (rhuberb) gibi yabani bahar bitkilerinin ekim alanı yüzde 80 oranında azaldı. Uzmanlar bu tehdidi “çevreye karşı sessiz bir soykırım” olarak tanımlıyor.
Tehdidin iki yönü bulunuyor: Bir kısmı iklim değişikliği ve azalan yağışlarla ilgili doğal nedenlerden, daha tehlikeli olarak görülen diğer kısmı ise insan kaynaklı ve bilim dışı uygulamalardan kaynaklanıyor. Bu sonuçlar, KirkukNow’un yaptığı araştırmada ortaya kondu.
Köylerden koruma önlemleri
Tehlike hissi giderek büyüyor. Kürdistan Bölgesi’nde iki farklı bölgede bulunan köyler (Erbil vilayetinin Çoman ilçesi ve Süleymaniye vilayetinin Pencewin ilçesi) çevrenin kötüye kullanılmasına karşı yeni kararlar almaya başladı.
Özellikle ilkbaharda yetişen yenilebilir bitkilerin korunması amacıyla, insanların ova ve dağlara giderek bitki toplamasına yeni kurallar getirildi, bazı bölgelerde ise tamamen yasaklandı.
Çoman’ın Kewarte Köyünden bitki bilim uzmanı Awara Muhammed Emin, şunları söyledi:
“Birçok kişi köyümüze gelip bahar bitkilerini kökünden söktü. Bitki artık yeniden büyümeyecek. Bazıları da bitkileri ezerek zarar veriyor. Tohumlar olgunlaşmadan bitkileri söküyorlar; böylece hem bitkiyi hem de tohumlarını tamamen yok ediyorlar.”
Çevresel ve ekonomik önemi
Kewarte, Nawenda, Dergala ve diğer bazı köy sakinleri, devedikeni, yabani arum, ışkın ve onlarca farklı türde bahar bitkisinin her yıl azaldığını gözlemliyor. Bu durum, yok olma tehlikesinin ilk işaretleri olarak değerlendiriliyor.
Bu nedenle köylüler, doğal kaynakları korumak için ciddi önlemler alma kararı aldı.
Awara Emin’e göre; “İnsanların tarla, ova ve dağlara girerek bahar bitkilerini toplamasına artık izin vermiyoruz. Son üç yıldır yalnızca gıda amaçlı ve sınırlı şekilde izin veriyoruz; yok olmalarını önlemek istiyoruz.”
Çevre aktivisti Hoşmend Fares, kökünden sökülen her yabani ot veya ağacın tekrar yeşermeyeceğini belirtiyor:
“Ancak başka yerlerden gelen tohumlar; seller, hayvanlar veya kuşlar yoluyla taşınırsa yeniden yetişebilir.”
Kürdistan Bölgesi’nin doğası, gıda ve ilaç sanayisinde kullanılan onlarca tür bahar bitkisi bakımından oldukça zengin. Bu bitkiler genellikle ormanlarda, dağlarda, ovalarda ve vadilerde yetişiyor.
Her yıl Mart başından Mayıs sonuna kadar, insanlar grup hâlinde bu bölgelere giderek bitki topluyor. Normalde tohumların olgunlaşıp toprağa düşmesi gerekiyor. Ancak köylüler ve uzmanlar, bitkilerin tohum verme aşamasına gelmeden kökünden sökülmesinin en büyük tehdit olduğunu söylüyor.
Farkındalık ve devlet müdahalesi çağrısı
Biyolog Celal Kerim, KirkukNow’a yaptığı açıklamada şu uyarıda bulundu:
“Kenger, kereng ve ışkın gibi gıda ve tıbbi amaçlı kullanılan bitkiler, kuraklık ve insanların sağlıksız toplama yöntemleri nedeniyle yok olma tehlikesi altında.”
Kerim, insanların bilinçlendirilmesi ve hükümetin ihlaller karşısında yaptırım uygulaması gerektiğini söyledi:
“Yeterli farkındalık yok. İnsanlar bahar bitkileriyle nasıl ilgilenileceğini bilmiyor ve bu konuda rehberlik neredeyse hiç yok.”
Çevre aktivisti Fares’e göre mevcut aşamada tek çözüm kamu farkındalığı ve devlet denetimi. Bu noktada Kürdistan Bölgesi Çevre Kurumu’nun aktif rol alması gerektiğini düşünüyor.
Kürdistan Bölgesi Çevre Kurumu Sözcüsü Senan Abdullah ise şunları söyledi:
“Sürekli talimat yayımlıyoruz; bahar bitkilerinin kökünden sökülmemesi gerektiğini vurguluyoruz. İnsanlar ve köylülerle koordinasyon kurarak bu bitkilerin yok olmasını önlemeliyiz.”
Abdullah’a göre bu doğal miras her yıl biraz daha azalıyor.
Pazardaki azalma ve fiyat artışı
Duhok’ta toptancı sebze satıcısı Mam Emir, son yıllarda pazarlardaki değişime dikkat çekti:
“Eskiden kamyonlar ve pikaplarla onlarca çeşit bahar bitkisi gelirdi; pazar dolup taşardı. Son yıllarda ciddi biçimde azaldı.”
Bitkilerin artık çok nadir bulunduğunu söyleyen Emir, fiyatların da yükseldiğini belirtti:
“Şimdi fiyatlar çok daha yüksek çünkü önceki yıllar kadar kolay bulunmuyor.”
Bahar bitkileri doğal olarak yağmurla yetişse de, yok olma tehdidi nedeniyle bazı insanlar artık tohum toplayıp yetiştirmeye başladı.
60 yaşındaki Akre sakini Rahma Azizi, bu girişimlerden birini yürütüyor:
“Bölgemiz bahar bitkileri açısından zengindi ama yavaş yavaş kayboluyorlar. Şimdi tohumlarını toplayıp ekiyoruz. Bu değerli mirasın yok olmasını istemiyoruz.”
Hacı Ahmed ve eşi Fevziye de kenger ve kereng yetiştiriyor; Mart ve Nisan aylarında bunları kesip satıyor.
Hacı Ahmed şöyle diyor:
“Kereng, kökünden sökülmediği ve yalnızca sapı kesildiği sürece aynı yerde 10 yıl boyunca büyüyebilir. Her yıl bitkinin bir kısmını tohum bırakması için kurutuyoruz; sonra yeniden ekimde kullanıyoruz.”
Hukuki koruma zayıf
Kürdistan Bölgesi’nde bahar bitkilerine zarar verenleri cezalandıran özel bir yasa bulunmuyor. Bu nedenle bazı köyler kendi koruma yöntemlerini uygulamaya başladı ve uzman olmayan kişilerin bitki toplamasına izin vermiyor.
Kürdistan Bölgesi Çevre Kurumu, özel bir yasa bulunmadığını; ancak çevrenin korunması ve iyileştirilmesine ilişkin mevcut yasaların kullanılabileceğini belirtiyor.
Süleymaniye Orman Polisi Müdürü Hoşyar Ahmed ise şunları söyledi:
“Bahar bitkilerini söktüğü için şimdiye kadar kimse tutuklanmadı. Biz sadece farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. Katı yasaların olmaması ve yanlış toplama yöntemleri, Kürdistan’ın doğal kaynaklarının büyük bölümünü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı.”
Duhok Orman ve Çevre Polisi Sözcüsü Hadi Maruf, yaşananları “çevreye karşı sessiz bir soykırım” olarak nitelendirdi.
“Yaptığımız saha araştırmalarında kenger, kereng ve ışkın gibi yabani bitkilerin yeşil alanlarının yüzde 80 azaldığını ve daha da azalacağını gördük.”
Duhok Üniversitesi Ziraat Fakültesi botanik uzmanı Çenar İbrahim, bahar bitkilerinin ekosistemin dengesinde kilit rol oynadığını belirtiyor:
“Bu bitkiler söküldüğünde, binlerce yıldır çevre koşullarına uyum sağlamış genetik yapı (DNA) da yok oluyor.”
İbrahim, “kazma değil kesme kuralı”nın uygulanmasını öneriyor:
“Bitki çok keskin bir bıçakla, kökün 2–3 santimetre üzerinden kesilmeli. Gördüğünüz her 10 bitkinin en az üçünü bırakmalısınız.”
Özellikle yabani ışkının yüksek ticari talep nedeniyle tohum verme aşamasına gelmeden acımasızca söküldüğünü söyleyen İbrahim, yabani sarımsak ve bazı hassas türlerin de ciddi risk altında olduğunu vurguladı.
Son olarak şu uyarıyı yaptı:
“Altın bir kural var: Her 10 bitki kökünden en az üçünü olduğu gibi bırakın. Böylece büyür, çiçek açar ve tohumlarını yayar. Bu kurala uymazsak birkaç yıl içinde bu bitkileri sadece kitaplarda göreceğiz.”